Karagözyan’da Yine Demokratlar Kazandı

 

şişli karagözyan i ilköğretim okulu fotoğrafı

 

 

Bu haftasonu (16.03.2008) Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube seçimleri yapıldı. Demokrat Mühendisler mavi liste, Meslekte Birlik ise beyaz liste ile katıldı. Erhan Karaçay başkanlığındaki Demokratlar 1818 oyla kazanırken Meslekte Birlikçiler 732 oy alabildiler. Mavi liste başta turuncu listeydi ancak demokratlar birleşme kararı aldılar ve bu da zaferi perçinledi. Demokrat Mühendislerin disiplinli çalışması ve Emo-Gençteki diğer arkadaşlarımın büyük çabaları sonucunu çok güzel vermiştir.

 

Turuncu liste kendi yönetim anlayışlarını şu şekilde açıklamaktadırlar:

 

MİSEM (Meslek İçi Eğitim) ile ilgili yapılan tartışmalar YETKİN/UZMAN/PROFESYONEL/YETKİLİ mühendislik kavramlarıyla birlikte yürütülmektedir. Meslek İçi Eğitim, bütün mühendislerin talep ettiği, hepimizin ihtiyaç duyduğu mesleğimizdeki bütün gelişmeleri izlemek, öğrenmek için gereklidir. İddia edilenin aksine Meslek İçi Eğitim programlarına karşı değiliz. Özellikle son iki dönem şube faliyetlerinde Meslek İçi Eğitime verilen önem ve Başkan Adayımız Erhan Karaçay’ın Meslek İçi Eğitimler’de eğitmen olarak etkin görev almış olması bakışımızı anlatmaya yeterli olacaktır. Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler Meslek İçi Eğitimin önemini arttırmaktadır. Meslek İçi Eğitim programlarının, meslektaşlarımızın ihtiyaçları ve değişen standartlar gözönünde tutularak, zenginleştirilerek sürdürülmesinden yanayız. Meslek İçi Eğitim programlarının mümkünse ücretsiz düzenlenmesini ya da bu yolla gelir elde etme amacı taşınmaması gerektiğini savunuyoruz.
Yetkin ve Uzman Mühendislik uygulamalarıyla, AB ve GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) sürecinde ülkemiz mühendislerinin eğitimine ve birikimine güven duymayan bir yaklaşımla; mühendislerin imtihan edilmesini ve mühendislik haklarını kullanmayı yeniden hak etmeye zorlanmasını kabul etmiyoruz. Avrupa Birliği uyumlulaştırma süreci ve GATS anlaşması kapsamında, uluslararası sermayenin sömürüsüne açılmak istenen meslek alanımızda, ulusal teknik gücümüzün tasfiye edilmesine yol açacak YETKİN/PROFESYONEL/UZMAN/YETKİLİ mühendislik uygulamalarına karşı çıkıyoruz.
Yönetim ve çalışma anlayışımızı, örgütümüzün niteliğinin bilincinde olarak tüm üyelerin kapsanacağı katılım ve karar mekanizmalarının oluşturulması, var olanların bu perspektifle yeniden düzenlenmesi ve bu sayede, Şube yönetiminin üyesinin demokratik katılımına dayanan, hesap veren ve şeffaf bir tarzda oluşturulması ilkeleri belirleyecektir. Bu amaçla Genel Üye toplantılarının periyodik ve gündemli toplanması sağlanacak, bu toplantılarda mesleki sorunlar ve bu sorunların bir parçası olduğu ülkemizin toplumsal gündemleri ile ilgili ortak politikalar belirlenmesi hedeflenecek ve belirlenmiş bu ortak politikaların Şube Yönetimine iletilmesinin mekanizması kurulacaktır.
Bu amacın gerçekleşmesinin odaya emek ve katkı koyan tüm meslektaşlarımızın en geniş birlikteliğinin sağlanmasından geçtiğinin bilinciyle Danışma Kurulu bu sürecin bir parçası olarak değerlendirilecektir.
Destek İstiyoruz

Demokrat ve antiemperyalist olma ortak paydası altında, Mesleki-Demokratik kitle örgütü perspektifi ile, meslektaşlarımızın bilgi birikimine dayalı, demokratik işleyi esas alan katılımcı ve kollektif bir yönetim anlayışını geliştirmek için Bağımsız, Demokratik ve Çağdaş bir Türkiye özlemi taşıyan herkesi TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 36. Dönem Yönetim Kurulu adaylarımızı desteklemeye davet ediyoruz.
BİRLİKTE ÜRETİP, BİRLİKTE YÖNETMEK İÇİN TURUNCU LİSTEYE GÜÇ KATMAYA ÇAĞIRIYORUZ

 

Demokratların meslek içi eğitime bakış açıları:

 

Bir mühendisin mezuniyetinden meslek yaşamını tamamlamasına kadar geçen dönemde bilim ve teknolojide birçok gelişme ve değişme yaşanmaktadır. Bu değişim ve gelişmelere paralel olarak, bilginin uygulanmasına yönelik standartlar da doğal olarak değişmektedir. Bu değişimlerden haberdar olsa da olmasa da mühendislerin uygulamaları bu değişen standartlara uygun olarak denetlenmelidir. Bu noktada odaların sorumluluğu bu standartları belirlemek ve uygulanmasının takipçisi olmaktır.

Meslek İçi Eğitim programları tam bu noktada önem kazanmaktadır. Meslek örgütlerinin, hele TMMOB ve bağlı Odaları gibi toplumsal sorumluluk taşıyan demokratik-mesleki kitle örgütlerinin, meslek alanında yaşanan değişimleri üyelerine aktarmak sorumluluğu ve zorunluluğu vardır. Biz eğitimin eğitimin sürekli olması gerektiğinden yanayız. Meslek İçi Eğitimler Odaların hem mesleki hem toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak gerçekleştirilmelidir. Hazırlanan yönetmeliklerin ve uygulamaların amacı bu olmalıdır. Verilen eğitimler mümkünse ücretsiz olmalı ya da en azından bu yolla gelir kazanımı elde etme amacı taşınmamalıdır.

Özellikle son iki dönem şube faliyetlerinde Meslek İçi Eğitime verilen önem ve Başkan Adayımız Erhan Karaçay’ın Meslek İçi Eğitimler’de eğitmen olarak etkin görev almış olması bakışımızı anlatmaya yeterli olacaktır. Ayrıca son iki dönemde Şube Başkanlığı yaparak MİSEM faliyetlerinin ilerletilmesinde önemli payı olan Erol CELEPSOY’un da Turuncu Listeyi desteklediğini belirtmeliyiz. Dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler Meslek İçi Eğitimin önemini arttırmaktadır. Meslek İçi Eğitim programlarının, meslektaşlarımızın ihtiyaçları ve değişen standartlar gözönünde tutularak, zenginleştirilerek sürdürülmesinin takipçisi olacağız.


Bizler, mühendislik diplomasının yok sayılmasına ve mühendislik eğitimi sonrası mühendislik haklarını kazanmak için yeni bir tarif yapılmasına karşıyız. Yetkin ve Uzman Mühendislik uygulamalarıyla, AB ve GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaşması) sürecinde ülkemiz mühendislerinin eğitimine ve birikimine güven duymayan bir yaklaşımla; mühendislerin imtihan edilmesini ve mühendislik haklarını kullanmayı yeniden hak etmeye zorlanmasını kabul etmiyoruz.


Diplomalarımızı ve Akademik Eğitimlerimizi Yok Sayan Anlayışa Karşı

 

Çok yorucu bir haftasonu geçirdim. Karagözyan ilköğretim okulundaki miniklerin yaptıkları resimler, şiirler, maket evler çok güzeldi. İlerde bu tarz yetimhanelerde gönüllü eğitimler vermeyi düşünüyorum. Prosedürü nedir nasıl olunur hiç bilmiyorum gerçi ama paylaşacak birlikte öğrenecek bir şeylerim olduktan sonra elbette bir yolu bulunacaktır.

 

Seçimin akşamı İTÜ Maçka Tesislerinde bir güzel eğlendik. Gece ise çok az uyudum ve bütün gün pestil gibi üstümden geçti. Yarın elektronik laba yetişebilirim umarım :)

kulaklık aldım

philips shs5300/00 model kulaklık fotoğrafı

Müziksiz yaşayamayan birini aylarca dandirik laptop çıkışına zorlamak ne demek biliyor musunuz? Tek düşmanım yine kendimdi. Orjinal aldığım kayıtları kalkıp cazur cuzur olan hem de dibine gömülmezseniz duyamayacağınız teknolojinin son harikası hoparlörden dinlemekten sıkılmıştım. Hiçbir mantığı yok dedim, düştüm yollara. Aslında pek öyle alışveriş yapmayı bilen biri değilim önüme çıkan ilk mağazaya daldım. Philips’in güzel ve pahalı sayılabilecek shs530/00 modelini aldım. Bunu seçmemin tek sebebi philipsin ilk defa her yerinde ultra bass mega bass züper bass lan bu diye yazmayan sadece superior konfor ister al ister alma tarzı bir kulaklık modeli çıkarmasıydı. Alet beklediğiminden de iyidi. Çok rahat, varlığını hissetmiyorsunuz. Sabaha kadar test ettim ne ağrı ne sızı. Terletmiyor da. Ses kalitesi konusunda uzman biri değilim ne de olsa çocukluğum tren istasyonlarının patlamavari gümbürtülerinin arasında geçti. Tabiki bilgisayarın hoparlörünün yanında uçan hollandalı gibi duruyor. Görüntüsü de çok şık. Ne bileyim baya sevindirik oldum :D Bakalım kaç yıl dayancak.

İsteyene model pdfi hayrını görün.

sıkıldım

sibiryada tren rayları yolculuk

 

günlerdir sebebini bilmediğim bir sıkıntının içindeyim. rachmaninoff dinleyip daha da beter olmaya çalışıyorum.

siyahın gözleri

kafamı yastıktan kaldırdım. buruşuk kağıtların ortasında duruyordu. mmhf hay sabahın.. saat kaç aq. yavaş yavaş uykum açılıyordu. eski bilgisayar masamın üstündeki devasa yastık çok abuk duruyordu. bir sürü kitap. ama kafama takılan o yerdeki kağıtların arasındaki siyah şeydi. gece ısıtıcıyı kapattığımdan oda sibirya olmuştu. güneş girmeyen bi evde neden uyanayım. zaten okulda da bi bok yok. yatam biraz daha. deney var mıydı ki.
hımmfs diye burnumu çektim. şu siyah şey ne ya. düşündüm düşündüm bulamadım. dayanamayıp elime aldım sertleşmiş kabuk gibi bir şeydi avcumu doldurcak kadar büyük ve kırılgan. kafayı yicem ne bu. bitkisel bir şey olduğu belliydi. lifleri vardı. bu kadar kalın yaprak olmaz ki. şekli de eciş büçüş. evin etrafında tek bir ağaç yok. her yer beton ve bu yaratığın benim odamda işi ne. gece naapmıştım ki buraya gelmişti. sabaha kadar uyuyamıyordum ve sabahları tüm gücümle hayattan nefret ediyordum. bir silah olabilir miydi. ya da intiharımı hızlandıracak büyülü afrika heykellerinden biri de olabilirdi. ya da kabız olup bahçeme düşen bir martı. siyahlık gittikçe açılıyordu. kafrengimsi bir renk almıştı. lan yoksa odanın ortasına sıçmışmıydım. ne bu.
hayır hiçbiri değildi. antalyanın sahillerinde koşan güneş çocukların kestiği bir zamanların yeşili. evet bu oydu. annemler kilolarca muz yollamıştı tee geçen dönemin ortalarında. bu oydu. ondan kalan bir anı. kabuk aylarca o kağıtların arasında kalmış ve keşfedilmeyi ümit ederek yaşamıştı. ehi ti ehe mehehe diye güldüm ve ivedi hareketlerle kabuğu odanın öbür ucuna yolladım.

 

bu halden çıktığım zaman bir şeyler karalayabilirim belki.

Videos, Slideshows and Podcasts by Cincopa Wordpress Plugin