Proje konum belli oldu!

konveks optimizasyon grafiği

Haftalardır merakla beklediğim proje konumu seçtik. Aslında ne seçiceğimi bilmiyordum. Aklıma ilk gelen Lyapunov’un stabilite kriterlerini incelemekti ancak hocam yine bu konuyla alakalı bir konu önermişti. Konveks optimizasyonla ilgiliydi ve açıkçası başta hocanın ne anlattığını anlamamıştım. Daha sonra bir uzaydaki işimize yarıyacak matris kümesini optimum olarak seçmemiz için bir algoritmayı incelemem ve gerçeklemem gerektiğini anlayınca sevmeye başladım. Hocamın ilerde bu konunun akademik alanda çok işime yarıyacağını anlatması ile kararım kesinleşti. Evet proje konumu belirlenmişti artık :) Proje danışman hocam Assistant Professor İbrahim Beklan Küçükdemiral seçimin sonunda okulda kalmamı tavsiyede bulundu. Aslında tek amacım doğru düzgün bir şeyler üretebileceğim bir ortamın olması, bilim üretebilmemin tek yolu okulda kalabilmekten geçiyor. Umarım yeterince iyi olabilirim.

Projemin konusu:

Convex Optimization Problem Solution (Linear Matrix Inequalities)

  • Ellipsoid Algorithm
  • Interior-Point Methods

Hocam Stephan P. Boyd‘un bu konudaki kitaplarını önermişti. Convex Optimization lecture videolarını görünce mutlu oldum :D

 

Convex Optimization, Boyd pdf olarak

Linear Matrix Inequalities in System and Control Theory, Boyd pdf olarak

 

Programları C dili ile yazıcam bakalım nası bişi bekliyor beni :)

 

 

Ekşisözlük’ün logosunda sansür

sansürlü ekşisözlük logosu

 

Sansürün, kitapların toplatılıp yakılmasının doğal karşılandığı ülkemde insanların haklarını hiçbir aracı olmadan koruma çabaları gerçekten güzel bir durum. Evet, sansürün "güzel" sonuçlar verdiğini düşünebileceğiniz ender ülkelerden birisindeyiz. Sansüre Türk Dil Kurumun uygun bulduğu anlama bakalım:

sansür etmek:

    bir sanat eserine veya herhangi bir yayını sıkı denetimden geçirmek.

Belki birebir kelime anlamı bu şekildedir fransızca kökenli fiiln ancak uygulamada sıkı denetimin de ötesindedir. Özgürce düşünmenin, yeni fikirler üretmenin cadı işi haline getirilmesidir. Mahkemelerin hiçbir canlıya zarar vermemiş insanlara yüzlerce yıl hapis vermesi demektir, kimi ülkelerde cezası ölümdür. Eskiden batı topluluklarında toplumun ilerisinde düşünenleri cadı addedip olmayan suçlarını itiraf ettirmeye çalışırlarmış. Yüzlerce işkence türü bu dönemlerden kalmadır. Zavallı düşün insanları, zindan duvarlarındaki kanlı tırnak izleri hala capcanlı… Ve bu kan kurutulmamaya çalışılıyor çünkü birkez beyinlere oksijen gidince bütün bu aydınlanmaya duyulan kinin uçup gitmesinden korkuluyor.

 

İşte ülkemizde de bu eski bıçağın köreltilmesine çabalanmaktadır. Youtube.com ve wordpress.com gibi bilginin paylaşıldığı sitelerin kapatılmasının ardından oluşturulmuş internette sansür değil son sürat kampanyası hızla büyümektedir. Son olarak ekşisözlük logosununda sansüre hayır diyerek bu girişimi desteklemiştir. Ben de bu oluşumu linux gezegeninde görüp bireysel desteğimi vermiştim. Kampanyanın sitesine girerek siz de sansüre hayır diyebilirsiniz.

Recep İvedik filminin “eleştirisinin” eleştirisi…

 bucharest üniversite meydanı atlı heykeli

Recep İvedik filmini henüz izlemedim ve evimde televizyon olmadığından ne Şahan Gökbakar’ın ne de diğer sinema eleştirmenlerinin açıklamalarına veya reklamlarına maruz kalmadım ancak ekşisözlük’de (3) linkini gördüğüm ilginç bir yazıyla karşılaştım. Yazı Yeni Şafak sitesinin sinema bölümünde Ali Murat Güven tarafından Çok konuşan adamın boş konuşan filmi adıyla yıyınlanmış. Aslında yazıdan kısa bir alıntı bilimsel yöntemlere ne kadar bağlı kalındığını göstermemize yeter: 

"Bu yaklaşım üzerine biz de hiç zaman kaybetmeden belirtelim ki "Recep İvedik"in 90 dakikasının tamamı, "Uzak"ın bir tek final planının karşısında çaycılık dahi yapamaz. Ne biçim, ne de içerik değeri itibarıyla…" (1)

Ancak biz bununla yetinmeyeceğiz çünkü bizim amacımız bu örneği inceleyerek bilimsel yöntemleri incelemek değil sadece eğleneceğiz :)

 

     " ‘Adım Murat / K ….. da tur at" düzeyinde esprilerle Türk komedi sinemasına yepyeni bir soluk getirdiğini düşünen Şahan Gökbakar, kahvehane üslûbuyla bezeli yeni filmi ‘Recep İvedik’in tanıtımını da Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz ve Derviş Zaim gibi ustaların sinemasına çamur atarak yapıyor. " (1)

 

Başlıyor yazı. Ki bunu youtube.com da yayınlanan fragmanda izlemiştim. Yazarımızın adının Murat olmasının konumuzla yakından uzaktan alakası yoktur.

Sadece üslübu inceleyelim. A. Murat Güven bir sanat eserindeki repliğin bir kısmını alıntılayıp işte kahvehane üslübüyla bezeli yeni Şahan Gökbakar filmi diye sunuyor bize eseri. Recep İvedik karakterinin tamamen ironi üzerine kurulduğunu daha önceki televizyon programlarını izleyen biri olarak bilmesi gereken "eleştirmen" burada anlatılmak istenen gerçekten bu mudur sorusunu sormaktansa yüzeysel bir incelemeyle kendisinin entelektüel bakımdan üstünde olduğunu dolaylı olarak vurguladığı kahvehane sosyal yapısının üretebileceği bir eserdir diyerek aşağılama yolunu seçmiştir. Ardından filmdeki temel olaylardan biraz bahsetmiş ve gülünç "eleştirisine" başlamıştır büyük sanat eleştirenimiz.

 

"Şahan arkadaşımız, sözünü ettiğim programda, İstanbul’un seçkin semtlerinden birindeki "Beyaz Türk" kafelerinden birinde oturmuş, hayranlık duyguları içindeki genç bir sunucu tarafından ağzına uzatılan mikrofona, tek kale maç yapmanın dayanılmaz hafifliği içinde ahkâm kesip durmaktaydı." (1)

Ama bir dakika eleştirmenimiz önce antropolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyor ve kökeni İttihat ve Terakki’ye kadar dayanan Beyaz Türk kavramını ustalıkla bir kafeye oturtabiliyor. Bu kafenin kafatasını mı ölçmüştür hangi bilimsel verilere dayanmıştır bilinmez. Ama buna gerek yok ki Ali Murat Güven konusunda otorite olan biridir ve kanıta ihtiyaç duymaz. Şimdi bu sınıflandırmanın Şahan Beyle ne alakası var diye bilirsiniz. Evet alakayı kurmakta gecikmez büyük eleştirmenimiz Beyaz Türk kafesinde oturuyorsa Şahan Gökbakar kahvehane kültüründen basakları hoppala diye çıkıp BEYAZ TÜRKLER’e hitap eden elitist biri olmuştur.

Yazının devamı da hakaretlerle doludur. Büyük sinema eleştirmenimiz şahanın egosunu anlatmaya başlamıştır:

"Doğrusu çok merak ediyorum; Şahan’ın her geçen gün daha da şişen ve en sonunda James Bond filmlerinin "Yaşamak İçin Öldür" adlı serüvenindeki siyahî aktör Yaphet Kotto gibi infilak edip parçalara ayrılmasına yol açacak olan bu saldırgan egosu kim tarafından ve nasıl durdurulacak!" (1)

Büyük eleştirmenimizin örneklerle anlattığı olayın yanında verdiği örnek de çok şaşırtıcı değildir. Ben Bond James Bond. Şahan’ın ironi içeren eserine benzeyen ancak konularına daha farklı yaklaşmış filmlerden örnekler verilebilirdi belki. Sanırım elmayla armut ilişkisi.. Ancak yazarın kişisel tercihidir ve benim "ne güzel ölme efekti yapmış zengin Amerikalılar" diye izlediğim filminlerden birini örnek vermesi bizi hiç ilgilendirmez.

Aslında yazarın Şahandan neden bu kadar nefret ettiğini yine yazıda anlıyoruz. Yıllar önce aralarında geçen tatsız bir olayı anlatmış Yeni Şafak okuyucularına:

"bu arkadaş daha TV 8 dönemindeki şımarıklığıyla bizleri bir televizyon sayfası röportajı için tamı tamına iki ay boyunca maymun gibi oynatmıştı. Ki kendisiyle bu anlamda temas kurabilmek hâlâ çok büyük bir mesele!" (2)

 

"Yazı" gittikçe ilginçleşmektedir:

 

"Recep İvedik adlı o sevimsiz dingilin", "ortaya çıkan o banal resim", "sizin gibiler tarafından böylesine yoz bir mizah anlayışına" (1) gibi hakaretler yeri geldikçe otorite edasıyla ortalığa saçılmaktadır.

 

 

Evet eleştirmeliyiz, ancak  öznel bir durumdan dolayı (bkz. (2) ) sırf yergi amaçlı eleştirmemek için ve sınıflandırmacılığın, sınıflandırdığınız nesne ve/veya olguyu aslında edilgenleştirdiğiniz ve değişmez kurallarınızla onu kendi gerçekliğinden uzaklaştırdığınız gerçeğini bilerek bu yanlışa düşmeden eleştirebilmek için Edwar Said’in Şarkiyatçılık eserinden yararlanılabilinir.

 

 1, 2-  http://www.yenisafak.com.tr/sinema/?t=23.02.2008&c=17&i=101477

 3-      www.eksisozluk.com

 4-     http://en.wikipedia.org/wiki/Edward_Said

Tam da Asistan Olmuşken Bütün Okula Rezil Oldum!

beşiktaş rıhtımı deniz

Evet Erhan H.’nin önerisi ile Prof. Dr. Halit Pastacı’nın elektronik labında asistan olmuştum. Koridorda asistan bey diye seslenip eğleniyordu arkadaşlar. Gazı almıştım hayatım süper gidiyordu ki Yusuf Ö. adına aslında tanımadığım tanımak istemediğim tek ortak yönümüz Adana’da yaşamak olan insanın yazısıyla yıkıldım. Benim uzun süredir girmediğim yıldız teknik üniversitesi öğrenci ve hocalarının takıldığı dandirik bir forum sitesinde şok açıklamalarda bulunmuş herkesten bir sır gibi sakladığım hayatımdan silmek istediğim o karanlık günü bütün insanlıkla hınç alırcasına paylaşmıştı.

Ey Yusuf! Senin yaptığını çorumlu bile yapmaz…

 

İşte o yüz kızartıcı yazı. İşte o deli saçması :)

 

"MARMARA’DA TSUNAMI ŞOKU! HASAR BÜYÜK! 10 Puan
SABAH HABER SERVİSİ

Marmara’da Tsunami Şoku!

Akşam saatlerinde meydana gelen Tsunami, İstanbul halkını hazırlıksız yakaladı. Ölü ya da yaralı bulunmamakla birlikte, sahil bölgelerinde büyük hasar olduğu tespit edildi. Tsunami’nin aniden meydana gelmesi ve herhangi bir teknotik hareket sonucu oluşmaması nedeniyle, ne yazık ki Kandilli Rasathanesinin erken uyarı sistemide bir sonuç vermedi. Aynı zamanda Tsunami etkisi, Ege kıyıları, Kıbrıs, Yunanistan ve İtalya’da da hissedildi.

Tsunami’nin nedeni bulundu!

Tsunami dalgasının sahile vurmasından yaklaşık 2 saat sonra, Tsunami’ye neden olan şeyin, aslında bir insan ihmali olduğu ortaya çıktı. Emniyetten alınan bilgiye göre, aslında Tsunami’nin nedeninin, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği öğrencisi Çağdaş T. olduğu ortaya çıktı. Son dakika bilgilerini, siz Sabah okurları için açıklıyoruz.

Tsunami’nin nedeni Çağdaş T.

Öğle saatlerinde aşırı miktarda kuru fasülye ve turp tüketen Çağdaş T. okul çıkışı arkadaşlarıyla sahil gezintisine çıkmak istedi. Sahilde gezerken, öğlen yemiş olduğu aşırı gaz oluşturucu yiyeceklerin nedeniyle gazı geldi. Yanında arkadaşları olan Çağdaş T, umuma açık bir tuvalet bulamayınca ve arkadaşlarının yanından bir türlü uzaklaşamayınca, çareyi denize girmekte buldu.

Haydi denizde biraz yüzelim!

Çağdaş T, arkadaşlarına, "Haydi arkadaşlar, bu soğuk havayı bir daha nerede bulacağız. Gelin denize girelim. Hangimiz ne kadar dakika yüzebilecek görelim." dedi. Arkadaşlarından Erhan H. "Manyak mısın olum, kafayı mı yedin. Bu soğuk havada niye denize girelim, mal mıyız biz?" dedi. Bunun üstünde, zaten zor dakikalar geçiren Çağdaş T, "Girmezseniz girmeyin ulan, ben tek başıma girerim, haam mı" dedi ve bu büyük Tsunami dalgasının öncesindeki son dialog oldu.

Bomba patladı zannettiler!

Hızla denize giren Çağdaş T, yaklaşık 1.5 saatir tuttuğunu gazını bırakmak isteyince olan oldu. Öğle saatlerinde tükettiği bolca turp ve kuru fasülye yiyen Çağdaş T, bir de gazını uzun bir zaman boyunca tutunca, vücudu bir düdüklü tencere vazifesi gördü ve gaz çıkarmaya çalışmasıyla büyük bir şok meydana getirdi. Çağdaş T’den çıkan gaz, sıkışmanın etkisiyle, deniz içersine yaklaşık olarak 1000 ATM basınç uyguladı. Bu basınç altında ezilen yer kabuğu, zaten Marmara denizi altında yer olan fay hattını tetikleyerek, deniz içersinde bir vakum oluşmasına neden oldu. Vakum sonrası oluşan Tsunami dalgası, önce Marmara kıyılarını, daha sonra Ege kıyılarını ve Kıbrıs, Yunanistan, İtalya derken, Atlas okyanusuna kadar ulaştı.

Şok etkisiyle okyanustaki gemiler alabora oldu!

Şok etkisiyle oluşan Tsunami dalgaları, Atlas ve Hint okyanusundaki 1625 yük gemisi, 12 ticari gemi, 512 yolcu gemisi ve 6125 balıkçı teknesini alabora ederek, büyük çapta maddi hasara neden oldu. Ayrıca bölgede bulunan USA NAVY zırhlı gemileri ve denizaltıları, oluşan şoktan ağır etkilendiller. Denizaltıların sonar ve mekanik sistemleri devre dışı kalırken, zırhlı gemiler büyük çapta hasar gördü. 2 uçak gemisindeki 24 savaş uçağı kullanılamaz hale geldi.

Global Doğalgaz üreticileri Çağdaş T’nin peşinde!

Dünyada bunca şey olurken, doğal gaz üreticileri Çağdaş T’nin peşine düştü. Dünyanın en büyük doğalgaz üreticilerinden NAOTA sanayi Ceo’su Jonathon Dwayne, "Açığı çıkmış olan gazın büyüklüğü, tahminlerimize göre ABD nufusunun 12 yıllık doğal gaz ihtiyacını karşılar düzeyde. Üzerindeki hukuki engellerin kaldırılmasından sonra Çağdaş Beyi, NAOTA’da görmek, bizim için onur kaynağı olacaktır." dedi.

Okyanuslardaki birçok balık telef oldu

Açığa çıkan muazzam gaz ve sismik şok nedeniyle, birçok balık telef olarak kıyılara vurdu. Amerikalı uzmanların yaptığı açıklamaya göre dünya üzerindeki 1245 balık türünün soyu, bu patlama ile son buldu. Denizlerdeki Metan gazı oranı %80′lere çıktı. Aynı şekilde Etan, Propan ve Bütan gazları, insan hayatını bile etkileyebilecek düzeyde. Belkide deniz turizm’i son günlerini yaşıyor olabilir.

Cumhurbaşkanı konuyla ilgili üzüntülerini dile getirdi

Konuyla ilgili mikrofonları çevirdiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah GÜL, "Konuyla ilgili bir bilgim yok. Fakat böyle bir durum varsa, hükümetimizin gerekeni yapacağını düşünüyorum. Çok üzüldüm, herkese Allah’tan şifa diliyorum" dedi.

Yaşanan olaylar çok yakın zamanda gerçekleştiği için şimdilik aktarıcaklarımız bu kadar. İlerleyen saatlerde daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Not: Dün meydana gelen bold sorunu nedeniyle tekrar açtım :)"

 

 

Herkesin başına gelebilcek bir olay :P

Angelica

 

MP3 çalarımdaki bine yakın şarkının arasına nasıl ve ne zaman geldi bilmiyorum ama müthişti. Anathema güzeldir diyip atmışım sanırım. Çok eskilerden kalma düşünsel anlamda mekanik dönemlere ait hüzünlü insanların insanlıklarını arayışı gibi müziği veya ben uyanamamıştım. Bu sabahsa ablamlardaki bilgisayarda nickim olarak görünce açtım youtube’u ve sözleriyle beraber buldum.


Gerilim Çökmeleri (Voltage Sags)

 

Yarım peryottan 1 dakikaya kadar sürede şebeke geriliminin efektif değerinin 0.1-0.9 pu kadar düşmesine çökme denir. Gerilim çökmeleri genellikle sistemdeki sorunlarla oluşur. Bunlar yıldırım düşmeleri, hattın yakınında yapılan kazı çalışmaları veya çevrede yaşayan hayvanların zarar vermesi ile oluşabilir. Bunun dışında çok büyük yüklerin devreye montajlanması, güçlü motorların yol alması veya ısıtıcıların çalıştırılması gibi durumlarda da oluşabilirler. Aşağıda gerilim çökmesinin olası grafiği verilmiştir.

gerilim çökmesi grafiği

 

Gerilim çökmelerinde genellikle yükler devre dışı kalır. Veri kaybı, motorların yavaşlaması veya durması, gaz deşarjlı lambaların sönmesi gibi durumlar yaşanabilir.

 

Bu konuda Power Standards Lab tarafından hazırlanmış oldukça güzel bir video buldum. Gerilim çökmelerini ve sebeplerini anlatmışlar.

 

 

 

Tatil Bitti, Elektirikle Uğraşma Zamanı

Gazipaşa Selinus deniz manzarası

Okulun yarıyıl tatiline girmesi ile üç haftalığına ailemin yanına Gazipaşa’ya gittim. (Eski adı Selinus yani Denizkızı olan Antalya ilçesi) Köpeğim Badem’i çok özlemişim.. Bol bol meyve yiyerek vitamin eksikliğimi gidermeye çalıştım. İstanbulda en pahalısını bile alsam oranın meyveleri gibi taze ve sağlıklı olmuyor. İnternet kafeye gitmek için denizden çarşıya yürümeye üşendiğimden ve ilk gidişimde de elektriklerin kesilmesinden dolayı internete bağlanma girişimlerin sonuçsuz kaldı. Bende babamın eski elektrik kitap ve notlarına baktım. Mesela DC elektrik makinalarının fırçalarının kıvılcımlanmasının sebeplerini ve fırçaların nasıl monte edilemesi gerektiğini öğrendim. Kuzenim Kemal’in düğününü Uşakta yaptık, gelin Uşaklıydı. Bütün ailenin bir araya gelmesi çok güzel bir olay, insan duygulanıyor. Düğün dönüşü annemle beraber birkaç gün daha Antalyada kaldık. Çiğköfte ve mangal partileri süperdi :) Gerçi aşırı yemekten rakı içemedim. Kuzenim Pınar ve eşi Özgür bebek bekliyorlardı ultrasounddan erkek olduğunu öğrendik. Erhan arayıp okul haftaya açılıyo demese öle takılcaktım. Hiç doyamadım tatile kontrol konusunda ise sadece değişken durumla sürekli durum arasındaki inceleme farkını öğrendim. Punisher diye bir oyunu keşfettim. Adamların kadasını testereyle ezmek veya ark ocaklarında pişirmek çok güzel bir duyguydu :D

 

16 saatlik otobüs yolculuğundan sonra dün eve varabildim akşama kadar uyumuşum. Akşam kalktığımda ise açlıktan kendi kendime pilav yapmayı öğrendim. Tarifini vereyim:

Baharatlı Pilav Yapımı:

1- Önce tencereye biraz yağ dökün.

2- Şehriyelerinizi yağda hafif pembeleşinceye kadar kavurun.

3- İstediğiniz miktarda pirinç atın.

4- Pirincin üstünde üç parmak kalacak kadar su atın.

5- İstediğiniz kadar tuz, karabiber ve nane atın.

6- Soğuk suda yarım kaşık kadar salçayı ezin ve sulu pirincinize karıştırın.

7- Kısık ateşte 15-20 dakika pişirin.

eXTReMe Tracker