Recep İvedik filminin “eleştirisinin” eleştirisi…
![]()
Recep İvedik filmini henüz izlemedim ve evimde televizyon olmadığından ne Şahan Gökbakar’ın ne de diğer sinema eleştirmenlerinin açıklamalarına veya reklamlarına maruz kalmadım ancak ekşisözlük’de (3) linkini gördüğüm ilginç bir yazıyla karşılaştım. Yazı Yeni Şafak sitesinin sinema bölümünde Ali Murat Güven tarafından Çok konuşan adamın boş konuşan filmi adıyla yıyınlanmış. Aslında yazıdan kısa bir alıntı bilimsel yöntemlere ne kadar bağlı kalındığını göstermemize yeter:
"Bu yaklaşım üzerine biz de hiç zaman kaybetmeden belirtelim ki "Recep İvedik"in 90 dakikasının tamamı, "Uzak"ın bir tek final planının karşısında çaycılık dahi yapamaz. Ne biçim, ne de içerik değeri itibarıyla…" (1)
Ancak biz bununla yetinmeyeceğiz çünkü bizim amacımız bu örneği inceleyerek bilimsel yöntemleri incelemek değil sadece eğleneceğiz
" ‘Adım Murat / K ….. da tur at" düzeyinde esprilerle Türk komedi sinemasına yepyeni bir soluk getirdiğini düşünen Şahan Gökbakar, kahvehane üslûbuyla bezeli yeni filmi ‘Recep İvedik’in tanıtımını da Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz ve Derviş Zaim gibi ustaların sinemasına çamur atarak yapıyor. " (1)
Başlıyor yazı. Ki bunu youtube.com da yayınlanan fragmanda izlemiştim. Yazarımızın adının Murat olmasının konumuzla yakından uzaktan alakası yoktur.
Sadece üslübu inceleyelim. A. Murat Güven bir sanat eserindeki repliğin bir kısmını alıntılayıp işte kahvehane üslübüyla bezeli yeni Şahan Gökbakar filmi diye sunuyor bize eseri. Recep İvedik karakterinin tamamen ironi üzerine kurulduğunu daha önceki televizyon programlarını izleyen biri olarak bilmesi gereken "eleştirmen" burada anlatılmak istenen gerçekten bu mudur sorusunu sormaktansa yüzeysel bir incelemeyle kendisinin entelektüel bakımdan üstünde olduğunu dolaylı olarak vurguladığı kahvehane sosyal yapısının üretebileceği bir eserdir diyerek aşağılama yolunu seçmiştir. Ardından filmdeki temel olaylardan biraz bahsetmiş ve gülünç "eleştirisine" başlamıştır büyük sanat eleştirenimiz.
"Şahan arkadaşımız, sözünü ettiğim programda, İstanbul’un seçkin semtlerinden birindeki "Beyaz Türk" kafelerinden birinde oturmuş, hayranlık duyguları içindeki genç bir sunucu tarafından ağzına uzatılan mikrofona, tek kale maç yapmanın dayanılmaz hafifliği içinde ahkâm kesip durmaktaydı." (1)
Ama bir dakika eleştirmenimiz önce antropolojinin bütün nimetlerinden yararlanıyor ve kökeni İttihat ve Terakki’ye kadar dayanan Beyaz Türk kavramını ustalıkla bir kafeye oturtabiliyor. Bu kafenin kafatasını mı ölçmüştür hangi bilimsel verilere dayanmıştır bilinmez. Ama buna gerek yok ki Ali Murat Güven konusunda otorite olan biridir ve kanıta ihtiyaç duymaz. Şimdi bu sınıflandırmanın Şahan Beyle ne alakası var diye bilirsiniz. Evet alakayı kurmakta gecikmez büyük eleştirmenimiz Beyaz Türk kafesinde oturuyorsa Şahan Gökbakar kahvehane kültüründen basakları hoppala diye çıkıp BEYAZ TÜRKLER’e hitap eden elitist biri olmuştur.
Yazının devamı da hakaretlerle doludur. Büyük sinema eleştirmenimiz şahanın egosunu anlatmaya başlamıştır:
"Doğrusu çok merak ediyorum; Şahan’ın her geçen gün daha da şişen ve en sonunda James Bond filmlerinin "Yaşamak İçin Öldür" adlı serüvenindeki siyahî aktör Yaphet Kotto gibi infilak edip parçalara ayrılmasına yol açacak olan bu saldırgan egosu kim tarafından ve nasıl durdurulacak!" (1)
Büyük eleştirmenimizin örneklerle anlattığı olayın yanında verdiği örnek de çok şaşırtıcı değildir. Ben Bond James Bond. Şahan’ın ironi içeren eserine benzeyen ancak konularına daha farklı yaklaşmış filmlerden örnekler verilebilirdi belki. Sanırım elmayla armut ilişkisi.. Ancak yazarın kişisel tercihidir ve benim "ne güzel ölme efekti yapmış zengin Amerikalılar" diye izlediğim filminlerden birini örnek vermesi bizi hiç ilgilendirmez.
Aslında yazarın Şahandan neden bu kadar nefret ettiğini yine yazıda anlıyoruz. Yıllar önce aralarında geçen tatsız bir olayı anlatmış Yeni Şafak okuyucularına:
"bu arkadaş daha TV 8 dönemindeki şımarıklığıyla bizleri bir televizyon sayfası röportajı için tamı tamına iki ay boyunca maymun gibi oynatmıştı. Ki kendisiyle bu anlamda temas kurabilmek hâlâ çok büyük bir mesele!" (2)
"Yazı" gittikçe ilginçleşmektedir:
"Recep İvedik adlı o sevimsiz dingilin", "ortaya çıkan o banal resim", "sizin gibiler tarafından böylesine yoz bir mizah anlayışına" (1) gibi hakaretler yeri geldikçe otorite edasıyla ortalığa saçılmaktadır.
Evet eleştirmeliyiz, ancak öznel bir durumdan dolayı (bkz. (2) ) sırf yergi amaçlı eleştirmemek için ve sınıflandırmacılığın, sınıflandırdığınız nesne ve/veya olguyu aslında edilgenleştirdiğiniz ve değişmez kurallarınızla onu kendi gerçekliğinden uzaklaştırdığınız gerçeğini bilerek bu yanlışa düşmeden eleştirebilmek için Edwar Said’in Şarkiyatçılık eserinden yararlanılabilinir.
1, 2- http://www.yenisafak.com.tr/sinema/?t=23.02.2008&c=17&i=101477
6 Comments to “Recep İvedik filminin “eleştirisinin” eleştirisi…”
RSS feed for comments on this post. TrackBack URI
Ledasi Yazılım / Medya CRM 1
By ALİ MURAT GÜVEN, 24 February 2008 @ 09:03
“…çünkü bizim amacımız bu örneği inceleyerek bilimsel yöntemleri incelemek değil sadece eğleneceğiz.”
YAVRUCUĞUM, MADEM Kİ YAZIM SENİ BU KADAR EĞLENDİRDİ VE ORADA BURADA GÖRDÜĞÜN İLGİNÇ YAZILARI BU ŞEKİLDE EĞLENMEK İÇİN HEP KULLANIYORSUN…
O HALDE, DİLERSEN ŞAHSIMLA DA EN KISA ZAMANDA TANIŞIVER DE EĞLENCENİN TAM ZİRVESİNE ÇIK. BENİM BÜTÜN ÖMRÜM SENİN GİBİ ZIRTOLARI ÖNCE EĞLENDİRMEK, SONRA DA TEK BİR LAFLA ALTI AY TOPAL YÜRÜYECEK HALE GETİRMEKLE GEÇTİ. HALA DA BU KEYİFLİ UĞRAŞI AKTİF BİÇİMDE SÜRDÜRÜYORUM.
AKILLI ÇOCUK OL VE ÇOK UZUN ZAMAN ÖNCE NAFTALİNLEYİP GARDROBUNA KALDIRDIĞIN VİCDANINI DA ARADA SIRADA DIŞARI ÇIKARTIP HAVALANDIR. ÇÜNKÜ ÖYLE GÖRÜNÜYOR Kİ RUHUN İYİDEN İYİYE KOKUŞMUŞ VE ONA ŞİDDETLE İHTİYACIN VAR.
SANA ÇOK BASİT BİR ÖNERME SUNUYORUM… EVİNDE TELEVİZYON YOKSA, ŞAHAN GÖKBAKAR ADLI DÜMBÜLÜN, UZUNCA BİR SÜREDEN BU YANA BU ÜLKEDEKİ “ARTHOUSE2 SİNEMA TEMSİLCİLERİNİ NASIL DA AŞAĞILAYAN BİR VAROLUŞ STARETJİSİ İZLEDİĞİNİ TAKİP ETMİŞ OLAMAZSIN. ÖZELLİKLE, BU ÖFKELİ VE HAKLI YAZIYA KONU OLAN “CINETY” ADLI ZIVANADAN ÇIKMIŞ PROGRAMI DA İZLEMEDİĞİNE GÖRE ELEŞTİRİYE KONU OLAN KİŞİ İLE ONU ELEŞTİREN KİŞİ ARASINDA HAKEMLİK YAPABİLECEK BİR KONUMUN KATİYYEN YOK. ÇÜNKÜ ELEŞTİRİYE KONU OLAN CÜRETKARLIĞIN DÜZEYİNİ GÖZLERİNLE GÖRMEDİN.
BEN İSE HEM FİLMİ GÜNLER ÖNCE GALASINDA İZLEMİŞ, HEM DE ŞAHAN’IN BU FLİM ÖNCESİNDEKİ TV KONUKLUKLARININ PEK ÇOĞUNU TAKİEP ETMİŞ BİRİYİM. DOLAYISIYLA, FİLM ÜZERİNE HER TÜRLÜ ELEŞTİRİYİ (NESNEL OLMAK KAYDIYLA9 YAPMA HAKKIM VAR. ÇÜNKÜ, 23 YILLIK BİR YAZAR OLARAK, HAYATIMIN EN AZ 8-10 SAATİNİ BENDEN MESLEKİ NEDENLERLE ÇALAN BU FİLME VE YANKILARINA BELLİ BİR EMEK HARCAMIŞ DURUMDAYIM. O, BENİM SİNEMASEVER OLARAK BU EMEĞİME DEYİYOR MU DEYMİYOR MU, BUNU DA DİLE GETİRME HAKKINA SAHİBİM.
PEKİYİ, SEN BÜTÜN BU TANTANA İÇİNDE NE AYAKSIN? NEREDEN ÇIKTIN, NEREYE GİDERSİN? BU TAŞAK GEÇİCİ ÜSLÜBÜ KULLANMA HAKKINI HANGİ YETENEĞİNDEN VE ÖN BİLGİNDEN ALIYORSUN?
ŞAHAN İLE ARANIZDA BENİM BİLMEDİĞİM DERİN BİR DUYGUSAL, PARASAL YA DA BAŞKA TÜR BİR ÖZEL BAĞ MI VAR Kİ NE FİLMİN, NE DE ÖN PAZARLAMA OYUNLARININ TEK KARESİNİ BİLE İZLEMEDEN (MİLYONLARCA İNTERNET BAĞIMLISI YENİ YETME GİBİ, YALNIZCA YOUTUBE SADAKA OLARAK ATILAN DÜŞÜK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ FRAGMANI İZLEYEREK) KENDİNİ “YÜCELER YÜCESİ BÜYÜK GALAKTİK HAKEM ALTHAR” POZİSYONUNA SOKUYORSUN?
TRAŞA BAŞLAMADAN ÖNCE KIÇINI KIPIRDAT DA 15 LİRANA VE 2 SAATİNE KIY FLİMİ İZLE. SONRA, BİR YERLERDEN ŞAHAN7IN O -MİLLETİN KIÇIYLA GÜLDÜĞÜ- BOYUNU AŞAN KONUŞMALARINI BULUP İZLE. ONDAN SONRA BENİM YAZIMI OKU.
BÜTÜN BUNLARI YAPARKEN MASANIN DA TAM ORTASINDA (EĞER VARSA) VİCDANIN OLSUN.
VE ANCAK ONDAN SONRA KENDİNDE KLAVYENİN BAŞINA OTURUP BÖYLE YÜKSEK ATTIRIMLAR YAPACAK CESARETİ BUL.
SEN BULMAZSAN VE TERBİYESİZLİKLERİNE DEVAM EDERSEN BEN SENİ BULURUM VE HIZLANDIRILMIŞ BİR KURSLA SANA SİNEMA TARİHİ DERSİ VERİRİM, ONA GÖRE…
İNTERNET ÇIKTI ÇIKALI BU ÜLKEDE SENİN GİBİ SUFLİ TİPLER NASIL DA MANTAR GİBİ ÇOĞALDILAR YAHU… İPİNİ KOPARTAN BLOK KURUYOR, SİNEMA ALLAMESİ KESİLİYOR. HEM DE EVİNDE TELEVİZYON OLMADAN VE HİÇ SİNEMAYA GİTMEDEN! SIRF YOUTUBE VE KORSAN FİLM SİTELERİ, HEPİNİZİ BİRER ATİLLA DORSAY YAPTI VESSELAM…
ALİ MURAT GÜVEN
YENİ ŞAFAK SİNEMA YAZARI
TV NET PROGRAMCISI
(k.g.i.b)
(BU SON KISALTMANIN ANLAMINI MERAK EDİYORSAN DA BİLAHARE ANLATIRIM.)
By admin, 24 February 2008 @ 10:17
Büyük akıldan, büyük otoriteden gelen cevap. Evet, yazıyı yazma amacımın Recep İvedik filminin sanat kalitesini ölçmek olmadığı, eleştirinin nasıl yapılmaması gerektiğini örneğiyle incelemek olduğununun başlığından bile anlaşılmış olması gerekir. Ancak örneğimiz hukuken suç teşkil edebilecek hakaretlerine devam etmektedir.
“YAVRUCUĞUM” Teknik bir konuya başlamak için çok güzel bir sesleniş.
“BENİM BÜTÜN ÖMRÜM SENİN GİBİ ZIRTOLARI ÖNCE EĞLENDİRMEK, SONRA DA TEK BİR LAFLA ALTI AY TOPAL YÜRÜYECEK HALE GETİRMEKLE GEÇTİ. HALA DA BU KEYİFLİ UĞRAŞI AKTİF BİÇİMDE SÜRDÜRÜYORUM.”
Zırto diyerek hakaret etmekle kalmıyor ve tek bir lafla altı ay topal bırakabilecek şiddet içeren tehditler savunmaktasınız.
“ŞAHAN GÖKBAKAR ADLI DÜMBÜLÜN”
Küfür dağarcığınız oldukça genişmiş A. Murat Güven ancak bunların yeri benim günlüğüm değildir. Maça giderek bu ilginç ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz.
Eleştirinizi “NESNEL OLMAK KAYDIYLA” yapabileceğinizi dile geitrmişsiniz. Küfrün nesnellik veya bilimsellik neresindedir biliyorsanız o engin bilginizle bizleri aydınlatınız.
“PEKİYİ, SEN BÜTÜN BU TANTANA İÇİNDE NE AYAKSIN? NEREDEN ÇIKTIN, NEREYE GİDERSİN? BU TAŞAK GEÇİCİ ÜSLÜBÜ KULLANMA HAKKINI HANGİ YETENEĞİNDEN VE ÖN BİLGİNDEN ALIYORSUN?”
Küfür üstüne küfür… Hiçbir yerden otorite yetkisi almaya ihtiyacım yoktur. Bilgimi herkesin okuyabileceği yerli ve yabancı yazın dünyasından alıyorum. Size de okumanız için kitap tavsiyesinde bulunmuştum ancak bunun yararsız olacağını düşünmeye başladım. Çünkü siz demokratik bir hak olan ve kendi hümanizmimde en önemli alt yapı olarak kurguladığım özgürce eleştirebilme hakkını kullanmaktan çok hakaret etmeyi istiyorsunuz ve dediğim gibi bunun yeri benim günlüğüm değildir.
Yerimi yurdumu merak ediyorsanız hakkımda bölümünde yazmıştım ama buraya da yazayım:
Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik Müh. bölümünde okumaktayım. Okulumuz Barboros yokuşunda bulunmaktadır.
By Erhan, 24 February 2008 @ 11:10
ALİ MURAT GÜVEN;
Bir eleştirmen olarak, eleştirilmenize neden bu kadar kızdınız ?
Şimdi beni de tek bir lafla altı ay topal yürüyecek hale getirirsiniz.
Hangi laf(lar) ile?
Dümbük, zırto, porto vs… ?
Bunca yıl kendinizi iyi tatmin etmişsiniz. Sizin altı ay yürümesini engellediğinizi düşündüğünüz insanlar 6 ay boyunca size kıçlarıyla gülmüştür.
Selametle, cenabetle…
En Dipteki Not: Caps Lock tuşunuzu bazen serbest bırakabilir, küçük harfle yazmanın huzurunu hissedebilirsiniz.
By salih, 24 February 2008 @ 12:08
Ali Murat Güven Gay misin?
By mehmet ikbal kaya, 24 February 2008 @ 17:05
Bu tartışmaya ben de katılmak istiyorum.
Birincisi siz ali murat güven çağdaş ın da almak istemediği gibi ben de kimsenin otoritesini kabul etmem. Üslubunuz sinema konusundaki aşırı özgüveniniz ve özgüvenin getirdiği bir saldırganlık içeriyor. Karşıdakini alt etme duygusuyla yanıp tutuşurken nasıl da vicdandan bahsedersiniz. “En süper sizsiniz, sizden büyük” iltifatlarını herkesten beklemeyin, en azından bizden. Zira gördüğüm kadarıyla siz bir mühendisin sinema konusunda sizinle asla aynı seviyede yada daha yüksek seviyede düşünebileceğini kabullenemiyorsunuz. İnanın ki bu dünya bir kaos ve bu kaosun ortasında sizin keşfedemediğiniz bin bir türlü şeyi keşfedebiliyoruz. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz ki “ömrümüz sizin gibi zırtoları eğlendirmekle geçti” gibi bir cümle kullanıyorsunuz. O kadar tanrısal bir ego mu ki bu ego: Ali Murat Güven ve kulları zırtolar. Elbette insanların birikimlerine saygımız var. Fakat bu tarz saldırgan ifade ve üsluplar karşısında arkadaşımı savunmaktan asla çekinmem. bu kgib yi de açıklarsanız sevinirim
By Erhan, 03 March 2008 @ 05:33
Geçen gün filme gittim. Gülmekten **m ağrıdı (: Espri yok evet. Ama zaten komik olan tarafı hal ve hareketleriydi. Tebrik ediyorum.
Film ilk günde 700 bin kişi tarafından izlenmiş. Ali Murat’a selamlar olsun.